30 07 2014

BOŞLUK!

BOŞLUK! |  görsel 1
BOŞLUK! |  görsel 2
BOŞLUK! |  görsel 3

BOŞLUK! Boşlukta bir zerreden yaratıldı dünya Su , toprak ve insan Boşluğa atılan Adem ile Havva’yı Cennetten kovduran Yasak meyveli Mutluluk veren elma ağacı Ne acı ! Anlamsız şeylerle doldu boşluklar Nefes alacak boşluk kalmadı dünyada  Kapalı karanlık binalar arşa yükseldi Yalan dünya boş, yaralı kalpler boş kaldı Taş kesildi, yürekleri boş insanlar Umutsuz düş kırıklığı yayıldı Yaşamda hoşluk,nefes alacak boşluk kalmadı  Ne yazık ki insanlar bunlara alıştı. Atmosfer boşluğunda dolaşan ay ve yıldızlar huzursuz Koskoca yerkürenin üstü dolu içi boş Canlı cansız tüm varlıklar mest olmuşlar sarhoş Her cenazede insanlar söylenmekte : "Hayat boş, dünya boş" Herşeyden önemlisi sevgiyle, sağlık ve huzurla yaşamak çok hoş, Gerisi bomboş ! YAHYA AKSOY Devamı

29 03 2013

Hemingway'in Bir Hikâyesinden Çağrışımlarla -Ataol Behramoğlu

Hemingwayin Bir Hikâyesinden Çağrışımlarla -Ataol Behramoğlu |  görsel 1

  Kadın ve adam oturuyorlardı Uzakta beyaz dağlar vardı Gara girmek üzereyken Barselona-Madrid treni Kadın üzgündü, üzgündü, üzgündü Adam düşündü, düşündü, düşündü Aşkımız bitmesin isterim dedi Biralar içildi ve başka içkiler Kadın ve adam kederliydiler Ne birleşiyor, ne ayrılıyor elleri Neden, neden sönüp gider bir aşk Acının silinmez tortusunu bırakarak Onulmazca inciterek yürekleri Kadın daha gerçek bir acıyla yaralıydı belki de Tasalı bir sevecenlikle baktı erkeğine Gözyaşları içinde gülümsedi Kadın ve adam oturuyorlardı Aralarında bir masa vardı Ve hüznün aşılmaz engelleri Ataol Behramoğlu   Devamı

29 03 2013

En kalabalık topluluğun içinde bile yalnızdık biz

En kalabalık topluluğun içinde bile yalnızdık biz |  görsel 1

En kalabalık topluluğun içinde bile yalnızdık biz. Öyle sarmış sarmalamış pençelerini geçirmişti bize yalnızlık. Bazen ellerimiz cebimizde kaldırımda yürümek hoşumuza gitse de yanımızdan geçen bir çift acıtmıyor diyemezdik canımızı. Öyle ya onlardan biri olunca yahut en azından onlar gibi olunca; hoşumuza gitmiyordu parmaklarımızın arasındaki boşluğun dolması. Yalnızlık belki az geliyordu mutlu olmak için ama rahatbatıyordu fazla geliyordu bir başkası hayatımıza karışınca. Alıştığımız bir durum değildi kahkahalar. Şen şakrak günler başımızı ağrıtıyordu. O yüzden en kalabalık topluluğun içinde bile yalnızdık biz. Konuşuyorduk ama susmak için can atıyorduk. Bu hayatı bir başkasına devretmek oldukça cazip bir fikirdi bazen. Ama ne yalnızlık için ne mutluluk için ne de bir devir yapmak için yeterli değildi içimizdeki Cesaret. Oturduğumuz evden dışarıya bakmaya korkardık çoğu zaman. Kuş olsak düşmekten korkar uçamazdık. Belki unutabilseydik merhem olacaktı acılarımıza.. Geçmişte yaşadığımız o içsel darbe unutulabilseydi eğer. Başarabilseydik ulaşabilseydik içimizdeki dağın doruğuna. Yahut bir şeyleri unutmaya hiç ihtiyacımızolmasaydı.. Ama olmadı. O yüzden ellerimizde başkasının elleri varken bile yalnız kaldık. Sırf nasılsınlara ne yapıyorsunlara bile verdiğimiz yalan cevaplardan Cehenneme gitme hakkı kazandık..... Devamı

28 02 2013

Bekleyiş

Bekleyiş |  görsel 1

Günler güz yaprakları gibi birer birer dökülürken ayaklarımın dibine, ben her gece karanlığa dikip gözlerimi senin aydınlığını bekledim. Sen yoktun... Binlerce adım attım bu kentin sokaklarında. Her köşeyi, her parkı, her ağacı ezberledim. Sevdaya bulanmış her kaldırım taşında senin adını aradım. Sen yoktun... Evlerin duvarları birer birer üzerime yıkıldı. Her bir hücremin acısını ta yüreğimde hissederken beni enkazın altından çekip alacak elini aradım. Sen yoktun... Özlem şarkılarını ezberledim. Kimini bağıra bağıra, kimini fısıltıyla söyledim. Karanlığa haykırdım hasretimi. Sesimi duyacaksın diye bekledim. Sen yoktun... Senden gelecek bir tek haberi bekledim. Saatler asırlar gibi geldi, geçmedi. Çalan her telefonu yüreğimin deli bir çağlayana dönen atışlarıyla açtım. Senden başka duyduğum her seste hep aynı hayâl kırıklığını yaşadım. Onlar beni duymak istiyordu, bense seni. Sen yoktun... Seni aramaktan yorgun düşmüş bedenimi karanlığın kucağına uzattım her gece. Bir an önce sabah olsun diye uykunun beni çekip almasını istedim. Olmadı. Kaç gece sabahı ettim gözlerimi kapamadan, kaç gece merdivendeki ayak seslerini dinledim gelen sensindir diye. Sen yoktun... Her yağmurla birlikte hüzün de yağdı bu kentin üzerine. Bulutlar yalnızlığın işaretiydi benim için. Beni ıslatan yağmur olmadı. Ben senin özleminle sırılsıklamdım her mevsim. Hayat; merhaba dedi bahara çiçek çiçek. Uzun kıştan sonra gelmez dediğim göçmen kuşların dönüşünü gördüm. Sen yoktun... Her istasyon her otogar adresim oldu. Bir trenden inersin sandım. Otobüslerdeki her yolcuya sensin diye baktım. Ya da yolculuklara vurdum kendimi. Kimsenin uğramadığı köylere, adı duy... Devamı

30 10 2012

Her Bazenin bir zamanı vardır..

Her Bazenin bir zamanı vardır.. |  görsel 1

Bazen yorar insanı küçük şeyler; büyük sırlar vardır küçük şeylerin içinde. Açıldıkça açılır, boyuna posuna bakmadan. Bazen dinlendirir insanı uzaklar; uzaklığa bir yakınlığı vardır gözlerin. Gözlerin olduğu kadar gönlün de... Bazen durur tüm adımlar; adamların tembelliğinden değil, yolların düşündürücülüğünden. Öyle çetrefillidir ki, susar ayaklar da kimi zaman... Bazen sorar gözler, diller kabul etse bile. Maharet gözleri bile ikna etmektir, güzel söz söylemek değil. Bazen durur dünya, inecekler iner, sonra yoluna devam eder. Ne var ki, herkes için o duruş anı farklıdır. Kimisi içinse hiç dönmez dünya, ki o da apayrı mesele. Bazen herşeyi bir mimik anlatır, bazen gözyaşı, bazen bir kelime. Ne kadar da ağır gelir söylemek bazen bir kelime bile? Bazen bir anı, bir ömür kokar. Bazen bir daha yaşayamayacağını hisseder insan içinde bulunduğu ânı. Bazen şair olur insan, mısra kuramaz. Bazen mısra kurar insan, şair değildir. Bazen hiçbiridir, ne diyeceğini bilemeyen sıradan biridir işte... Bazen yaşadığını daha çok hisseder insan, öleceğini unutur büsbütün. Bazen yaşadığını tamamen unutur, hatta bazen her ikisini de. Bir anı bir anına uymaz derler ya insan için, ya bütün anları birbirinin aynı olsaydı? Bazen korkutmaz mı bu ihtimal insanı? Bazen korkar insan gölgesinden. Gölgesinin şahsında kendisinden. Zira kendi vücudu geçmiştir güneşin önüne. Kendi eseridir gölgesi. Bazen susar insan, dudakları çatlar susuzluktan. Bazen susar insan, söylenecek çok söz varken bile. Bazen dolar insan, kimse anlamaz. Bazen herkes anlar, kendisi kendisini anlamaz. Yalnızdır b... Devamı

11 09 2012

Sen gidiyorsun.....

Sen gidiyorsun..... |  görsel 1
Sen gidiyorsun..... |  görsel 2

Yordu Gözyaşlarım Gözlerimi Yorgun düştü Yüreğim Söylemek istediğimi anlatamamaktan! Kendimi sakLamaktan...  Devamı

30 08 2012

Bedirhan Gökçe / Biz Hesapsız Sevdik / Kimde Gördün Sen

Sevmeye Sevdalıyken Şu civan yüreğimde yılkı atlar koşarken Elim ayağım buz kesmiş yinede üşümezken Severken terketmeyi kimde gördün sen Hangi ölüm çaldı  yanlızlığını Hangi mezarlıkta kaldı çılgın gülüşün söyle Hangi şubat dalında sımsıcak umutların Kaşların hilali devrilmişken üstüme Söyle hangi yüreğin gözüdür saçıma taktıkların Hangi yüreğin gözü söyle Ve işte ben geceyi delirten, geceyle deliren Hem geceye seslenip hem geceye sabreden O esmer sesli adam işte ben O gönül gergefine çaresizlik işleyen Ozanların diliyle atını mahmuzlayıp Köroğlu diyarından Ardahana seslenen Ben o esmer sesli adam, kendi sesine dağlanıp Göz yaşını gizleyen işte ben Peki ya sen sen söyle Sedası kulağımda, elası nazarımda Göçmen kuşlar gibi çırpınan kadın Dağlanmış yüreğimi mısralar soğutmazken Yelkovanın boyuna akrepler soyunmuşken Seni seven bu yürek seninle yorulmuşken Hangi terazi tartar sana olan sevgimi Hangi bakış götürür şu aklımı başımdan Çicek açma çağında dallarımı kırmışken Şiir yazan ellerim, elerine hasretken Hiç mi için sızlamaz Kayalardan tuz çalıp şu yarama basarken Severken terketmeyi oyunmu sandın sen Severken ayrılmayı kimde gördün sen Severken ayrılmayı kimde gördün sen ... Devamı

07 07 2012

Dost Dediğin

Dost Dediğin |  görsel 1

iiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii Devamı

30 06 2012

şimdi siyah beyaz bir çizgi üzerindeyim

şimdi siyah beyaz bir çizgi üzerindeyim |  görsel 1

Zaman puşt olmuş sevdalar orospu satılır köşe başlarında satılır kaldırım taşlarında satılır eylemlerde... ve aslında sadece ben değil herkes becerebilirdi sevmeyi layık olsaydı sevmeye değer bulduklarımız... ve yol boyu yürüdüğüm duvar yazılarında polisten kaçarak yazılmıştı belki adını yazmıştım... ve olmayacak hiç yazılmayacak bir şiirin yasak mısralarına dökülecektim duvar yazılarındaki gibi... demek gidiyorsun git öyleyse şimdi siyah beyaz bir çizgi üzerindeyim yağmur yağıyor eylül gelmiş dayanmış kapıya ıslak ve yorgun olmamış sevdalar üzerine yazılır şiirler ve ihanetin nisanını kim bilir varsın böyle bilsinler adına dost dediklerimiz varsın böyle bilsinler adına arkadaş dediklerimiz. biz seninle hiç yaşamadık ki... demek gidiyorsun git öyleyse sonra ben yiğitken yani sevdalıyken namımla anılırdım yalnız diyarların kalabalık adamı şimdi ise sadece bir adam... demek gidiyorsun git öyleyse...   Devamı

30 06 2012

Mutsuzluktan söz etmek istiyorum

Mutsuzluktan söz etmek istiyorum |  görsel 1

Acıyor Mutsuzluktan söz etmek istiyorum Dikey ve yatay mutsuzluktan Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun sevgim acıyor Biz giz dolu bir şey yaşadık onlar da orada yaşadılar Bir dağın çarpıklığını bir sevinç sanarak En başta mutsuzluk elbet Kasaba meyhanesi gibi Kahkahası gün ışığına vurup da ötede beride yansımayan Yani birinin solgun bir gülden kaptığı frengi Öbürünün bir kadından aldığı verem Bütün işhanlarının tarihçesi Bütün söz vermelerin tarihçesi sevgim acıyor Yazık sevgime diyor birisi Güzel gözlü bir çocuğun bile O kadar korunmuş bir yazı yoktu Ne denmelidir bilemiyorum sevgim acıyor Gemiler gene gelip gidiyor Dağlar kararıp aydınlanacaklar Ve o kadar Tavrım bir şeyi bulup coşmaktır Sonbahar geldi hüzün Kış geldi kara hüzün Ey en akıllı kişisi dünyanın bazen yaz ortasında gündüzün sevgim acıyor Kimi sevsem Kim beni sevse Eylül toparlandı gitti işte Ekim falan da gider bu gidişle Tarihe gömülen koca koca atlar Tarihe gömülür o kadar   ... Devamı

16 06 2012

Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim .. (Babalar Günü)

Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim .. (Babalar Günü) |  görsel 1

Ben hayatta en çok babamı sevdim Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk Çarpı bacaklarıyla -ha düştü ha düşecek Nasıl koşarsa ardından bir devin O çapkın babamı ben öyle sevdim Bilmezdi ki oturduğumuz semti Geldi mi de gidici - hep , hep acele işi Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi Atlastan bakardım nereye gitti Öyle öyle ezber ettim gurbeti Sevinçten uçardım hasta oldum mu, Kırkı geçerse ateş, çağırırlar İstanbul'a Bi helallaşmak ister elbet , diğ'mi oğluyla! Tifoyken başardım bu aşk oy'nunu, Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu, En son teftişine çıkana değin Koştururken ardından o uçmaktaki devin, Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için Açıldı nefesim, fikrim, canevim Hayatta ben en çok babamı sevdim CAN YÜCEL Devamı