07 04 2013

Kâhinlik, falcılık, büyücülük nedir?-Soru Cevap

Kâhinlik, falcılık, büyücülük nedir?-Soru Cevap |  görsel 1

  Sual: Kâhinlik, falcılık, büyücülük nedir? Bunlara inanmanın hükmü nedir? CEVAP Kâhinlik, cinden bir arkadaş edinip, olmuş şeyleri ona sorup, ondan öğrenmek ve bunları başkalarına bildirmektir. Cin ile tanışan falcılar, (Yıldızname)ye bakıp, sorulan her şeye cevap verenler böyledir. Bunlara ve büyücülere gidip, söylediklerine, yaptıklarına inanmak, bazen doğru çıksa bile, Allah’tan başkasının her şeyi bildiğine ve her dilediğini yapacağına inanmak olup, küfürdür. (Hadika) Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Uğursuzluğa inanan, kâhinlik yapan, kâhine giden, büyü yapan ve yaptıran ve bunlara inanan bizden değildir, Kur'an-ı kerime inanmamış olur.) [Bezzar] İbni Ebi Zeyd hazretleri diyor ki: (Cinci tarikatçıya inanmak, insanı cinden kurtardığına inanarak, ona ücret vermek caiz değildir. Büyü çözene de para vermek caiz değildir.) (Birgivi Vasiyetnamesi)nde, (Bir kimse, ben çalınanları, kaybolanları bilirim dese, diyen de, buna inanan da kâfir olur. “Bana cin haber veriyor, onun için biliyorum” derse, yine kâfir olur. Çünkü cin de gaybı bilmez. Gaybı yalnız Allah bilir) buyuruluyor. Gaybı cin de bilmez Kadızade, burayı şöyle açıklıyor: (Gaybı, Allahü teâlânın vahy ve ilham ettikleri de bilir. Cin gaybı bilmez. Fakat cin, ben evliyadan duydum ki şöyle imiş derse, küfür olmaz. Ancak cinler yalan söyledikleri için onlar biz duyduk deseler de inanmamalıdır. Allahü teâlâ vahy yolu ile Peygamberlere gaybı bildirdiği gibi, ilham yolu ile de evliyaya ve müminlere de bildirir.) İbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki: (Büyü; ilme, fenne uymayan, gizli sebepler kullanarak, garip işler yapmayı sağlayan ilimdir. Büyü ö... Devamı

29 03 2013

Bir Çocuğa Layık Olmak-Ataol Behramoğlu

Bir Çocuğa Layık Olmak-Ataol Behramoğlu |  görsel 1

  Bir Çocuğa Layık Olmak Çoğumuz yetişkin yanlışlarızdır aslında Katı, güvensiz, kibirli. Çocuklar yaşar yanıbaşımızda Gizlice koruyarak güzelim bir sevgiyi. Narin bir duygudur onları dolduran Karşılıksız henüz ve hazır bağışlamaya. Soralım kendi kendimize bazen: Layık mıyız çocuklarımıza? Ataol Behramoğlu    Devamı

29 03 2013

Hemingway'in Bir Hikâyesinden Çağrışımlarla -Ataol Behramoğlu

Hemingwayin Bir Hikâyesinden Çağrışımlarla -Ataol Behramoğlu |  görsel 1

  Kadın ve adam oturuyorlardı Uzakta beyaz dağlar vardı Gara girmek üzereyken Barselona-Madrid treni Kadın üzgündü, üzgündü, üzgündü Adam düşündü, düşündü, düşündü Aşkımız bitmesin isterim dedi Biralar içildi ve başka içkiler Kadın ve adam kederliydiler Ne birleşiyor, ne ayrılıyor elleri Neden, neden sönüp gider bir aşk Acının silinmez tortusunu bırakarak Onulmazca inciterek yürekleri Kadın daha gerçek bir acıyla yaralıydı belki de Tasalı bir sevecenlikle baktı erkeğine Gözyaşları içinde gülümsedi Kadın ve adam oturuyorlardı Aralarında bir masa vardı Ve hüznün aşılmaz engelleri Ataol Behramoğlu   Devamı

29 03 2013

En kalabalık topluluğun içinde bile yalnızdık biz

En kalabalık topluluğun içinde bile yalnızdık biz |  görsel 1

En kalabalık topluluğun içinde bile yalnızdık biz. Öyle sarmış sarmalamış pençelerini geçirmişti bize yalnızlık. Bazen ellerimiz cebimizde kaldırımda yürümek hoşumuza gitse de yanımızdan geçen bir çift acıtmıyor diyemezdik canımızı. Öyle ya onlardan biri olunca yahut en azından onlar gibi olunca; hoşumuza gitmiyordu parmaklarımızın arasındaki boşluğun dolması. Yalnızlık belki az geliyordu mutlu olmak için ama rahatbatıyordu fazla geliyordu bir başkası hayatımıza karışınca. Alıştığımız bir durum değildi kahkahalar. Şen şakrak günler başımızı ağrıtıyordu. O yüzden en kalabalık topluluğun içinde bile yalnızdık biz. Konuşuyorduk ama susmak için can atıyorduk. Bu hayatı bir başkasına devretmek oldukça cazip bir fikirdi bazen. Ama ne yalnızlık için ne mutluluk için ne de bir devir yapmak için yeterli değildi içimizdeki Cesaret. Oturduğumuz evden dışarıya bakmaya korkardık çoğu zaman. Kuş olsak düşmekten korkar uçamazdık. Belki unutabilseydik merhem olacaktı acılarımıza.. Geçmişte yaşadığımız o içsel darbe unutulabilseydi eğer. Başarabilseydik ulaşabilseydik içimizdeki dağın doruğuna. Yahut bir şeyleri unutmaya hiç ihtiyacımızolmasaydı.. Ama olmadı. O yüzden ellerimizde başkasının elleri varken bile yalnız kaldık. Sırf nasılsınlara ne yapıyorsunlara bile verdiğimiz yalan cevaplardan Cehenneme gitme hakkı kazandık..... Devamı

13 03 2013

Pembe Göl

Pembe Göl |  görsel 1

Bu gölün gizemi çözülemiyor Yukardan bakıldığında, uzaklarda parıldayan Hillien Gölü'nü soluk pembe yüzeyi, dikdörtgen bir pasta üzerindeki şekerli krema gibi görünüyor.   Mliddle Adası, Batı Avustralya'nın güney sahilleri boyunca uzanan Recherche Takımadalarını oluşturan yüzden fazla küçük adalin biri. Göl, Middle Adası'nın gür ormanlarla kaplı kıyılarına gerçekten de beklenmedik bir renk katıyor. Fakat gölün, neden böyle pembe olduğunu kimse bilmiyor. Devamı

28 02 2013

Hürrem Sultan kimdir-Hürrem Sultan'ın Hayatı

Hürrem Sultan kimdir-Hürrem Sultan'ın Hayatı |  görsel 1

Hürrem Sultan 1506 yılında doğup 1558 yılında 52 yaşındayken vefat etti. Osmanlıca yazılışı خرم سلطان Kanuni Sultan Süleyman Han'ın eşi ve sonraki padişah II. Selim'in annesidir. Lehistan Krallığı'nın sınırları içerisinde bulunan Rohatyn'da[3] doğdu. 14 yaşındayken Tatar akıncılar tarafından 1520 tarihinde Rohatyn'den kaçırılmış[1], Kırım Hanı'nın himayesine girmiş ve daha sonra Osmanlı sarayına sunulmuştur. 16. yüzyıl kaynaklarına göre kızlık ismi bilinmiyordu. Ama daha sonraki kayıtlara geçen iddialara göre mesela 19. yüzyılın Ukrayna'daki ilk kayıtlarına göre (!) Anastasia (Kısaca Nastia) Polonyalıların geleneğinde, Aleksandra Lisowska olarak bilinir. Genelde Hürrem Sultan ya da Hürrem balsaq sultan olarak bilinirdi; Avrupa dillerinde Roxolena, Roxolana,Roxelane, Rossa, Ruziac, Türkçe'de Hürrem (Farsça kökenliخرم Khurram), neşeli olan kişi ve (Arapçada Karima -كريمة) Soylu olan kişianlamına gelir. Roxelana, onun gerçek ismi olmayabilir ama takma adı onun Ukraynalı soyuna ait olan (Günümüze ait yaygın isim Ruslana) ve doğu slav ismi olan, Roxolany ya da Roxelany, şimdiki Ukrayna halkında 15. yüzyıldan sonra kullanılıyordu. Hürrem Sultan, sarayda özel bir eğitim gördü. Güzelliği, zekası ve becerisi ile padişahın dikkatini çekmeyi bildi. Harem kadınları ve saray ileri gelenleri arasında da kendine yer edindi. Hürrem Sultan, Kanuni Sultan Süleyman'a bir kız, dört oğlan çocuğu doğurdu. En büyük oğlu Mehmet Şehzade tahta çıkamadan öldürüldü. İkinci oğlu Selim tahta çıktı. Diğer çocukları da Beyazıt ve Cihangir Şehzadelerdir. Kızı Mihrimah Sultan'ı Rüstem Paşa ile evlendi. Hürrem Sultan 18 Nisan 1558 tarihinde eşi Kanuni Sultan Süleyman'dan 8 sene önc... Devamı

28 02 2013

Hatice Sultan Nasıl Öldü

Hatice Sultan Nasıl Öldü |  görsel 1

Hatice Sultan Nasıl Öldü   Hatice Sultan Osmanlı Padişahlarından Kanuni Sultan Süleyman'ın kız kardeşidir.Yavuz Sultan Selim'in ( I Selim) ile Ayşe Hafsa Sultan'ın kızıdır..   Hatice Sultan1496 yılında doğmuştur. İlk evliliği İskender Paşa ile ikinci evliliğini ise 1524 yılında Pargalı İbrahim Paşa ile yapmıştır. Pargalı İbrahim Paşa'dan Mehmet Şah, Fülane Sultan ve Hanım Sultan adında üç çocuğu olmuştur.     Hatice Sultan'ın çocuklarının akıbeti de babaları Pargalı İbrahim Paşa gibi olmuştur. Kanuni Sultan Süleyman, İbrahim Paşa'yı boğdurttuktan sonra, neslinin devam etmemesi için çocuklarını da öldürtmüştür.   Tarihçiler Hatice Sultan'ın ölümüyle ilgili iki farklı tarih vermektedir. Bazı tarihçiler Hatice Sultan'ın, İbrahim Paşa'nın ve çocuklarının öldürülmesine daha fazla dayanamayarak 1538 yılında öldüğünü söylerken, bazı tarihçiler de 1582 yılında öldüğünü söylemektedir.   Hatice Sultan'ın mezarı Sultan Selim Cami şehzadeler mezarlığında bulunmaktadır.... Devamı

28 02 2013

Hürrem Sultan Nasıl Öldü

Hürrem Sultan Nasıl Öldü |  görsel 1

Hürrem Sultan Neden Öldü   Hürrem Sultan 1506-1558 yılları arasında yaşamıştır. Kanuni Sultan Süleyman'ın nikahlı eşi olan Hürrem Sultan 12-13 yaşlarında Osmanlı sarayına köle olarak hediye edilmiştir.   Sarayda özel eğitim alan Hürrem Sultan, Kanuni Sultan Süleyman ile evlendikten sonra azad edilerek kölelikten kurtulmuştur. Bir Osmanlı padişahıyla ilk resmi nikahı yaptıran kadın olarak tarihe geçmiştir.   Hürrem Sultan'ın 18 Nisan 1558 tarihinde, Kanuni Sultan Süleyman ile çıktığı Edirne yolculuğu dönüşünde hastalanarak ölmüştür. Ölüm nedeninin; sıtma, yüksek ateş ya da kuluç hastalığı olduğu rivayet edilmektedir. Hürrem Sultan'ın mezarı, duvarları cenneti tasvir eden İznik Çinileriyle kaplı Süleymaniye Camisi Külliyesi içinde bulunmaktadır.   Kanuni'den 8 sene önce ölen Hürrem Sultan, oğlu II Selim'in tahta çıkışını da görememiştir.   Devamı

28 02 2013

Hatice Sultan'ın Çocukları Nasıl Öldürüldü

Hatice Sultanın Çocukları Nasıl Öldürüldü |  görsel 1

Hatice Sultan'ın Çocukları Nasıl Öldürüldü   Kanuni Sultan Süleyman, Sadrazam Pargalı İbrahim Paşa'yı 15 Mart 1536 yılında boğdurtarak öldürttükten sonra, çocuklarını da öldürtmüştür.   Pargalı İbrahim Paşa, Kanuni Sultan Süleyman'ın kız kardeşi ve I. Selim’in (Yavuz Sultan Selim) kızı Hatice Sultan ile evlenmiştir. İbrahim Paşa'nın bu evlilikten biri erkek üç çocuğu olmuştur. Bunlar, Mehmet Şah, Fülane Sultan ve Hanım Sultandır.   Kanuni Sultan Süleyman Pargalı İbrahim paşayı boğdurarak öldürdükten sonra, neslinin devam etmemesi için çocuklarını da öldürtmüştür. Çocukların mezarları Şehzadebaşı cami avlusu içinde bulunmaktadır. Devamı

28 02 2013

Kanuni Sultan Süleyman öz oğlu Mustafa’yı neden öldürttü?

Kanuni Sultan Süleyman öz oğlu Mustafa’yı neden öldürttü? |  görsel 1

Hürrem Sultan, Osmanlı tahtına kendi öz oğlu Selim’in geçmesini arzu ediyordu. Kanuni’nin en büyük oğlu Mustafa’nın başının “yenmesinin” gerektiği görüşündeydi. Yıllar geçiyor, Kanuni Sultan Süleyman yaşlanıyor, Osmanlı orduları zaferden sefere koşarak deryalarda ve karalarda sınırları genişletiyordu. 1553 yılına gelindiğinde Osmanlı için İran’daki Safevi şahlarının tehlikesi birdenbire arttı. Sınırda yaşanan olaylar sonrası İran üzerine sefer açılması gündeme geldi. İşte o günlerde Kanuni’nin huzuruna Amasya’da Valilik yapan oğlu Şehzade Mustafa mühürlü mektuplar geldi. Mustafa kendi ikbali (yükselmesi padişah olması) için İran şahına yardım ve işbirliği teklif ediyordu. Kanuni’nin başından kaynar sular döküldü. Kızgınlığını içine gömdü. Devletinin bekası (yaşaması) için bir karar vermesi onu da icra etmesi gerekiyordu. 1553 yılı Bahar aylarında orduyu da alarak Konya ovasına kadar geldi. Vilayet ve Sancak beylerini yanına çağırdı. Amasya Valisi oğlu Mustafa’yı da çağırmıştı. Mustafa, babasının bu isteği üzerine askerlerini de yanına alarak Osmanlı Otağı hümayununa (padişah çadırına) geldi. Kapıda iken nöbetçi askerler “silahını da bırakarak içeri gir” uyarısında bulundular. Halbuki padişahlar ile görüşmek üzere şehzadeler silahları ile huzura kabul olurdu. Kanuni, oğlunun gözlerine dalgın dalgın baktı. Hal hatır sordu. Sonra da “İstirahat buyur” diyerek dinlenmesini istedi. Mustafa huzurdan çıktıktan sonra çadırına doğru gitti. Ve o anda beklenmedik bir olay gelişti. 7 dilsiz cellat üzerine çullandılar. Ellerindeki baltalar ile geleceğin padişahının neresi gelirse (beline, kafasına) vurmaya başladılar. Mustafa, cell... Devamı